Son Dakika
19 Nisan 2014 Cumartesi

Mert Günok: “Bu yolun sonunda şampiyon olacağız”

05 Ekim 2012 Cuma, 08:58
mertgünok

Fenerbahçe Gazetesi 106. Sayısında kalecilerimizden Mert Günok ile röportaj yaptı. 

Fenerbahçe’nin ve Türk Futbolunun genç kalecisi Mert Günok!.. Kalitesini genç yaşına rağmen ispatlamış!..

Yalnız adam sıfatı bile onları tanımlamaya yeter. Yaptıkları ile bir maçın kaderini değiştirecek adamdır kaleciler. Zordur kalenin önünde durmak, an’ların en kısıtlı olanında bile karar verip vermemek, atlayıp atlamamak, doğru köşeyi seçip seçmemektir. Bu nedenle siyahla beyaz, 1 ve 0 gibidir kalecilik. Siyah ile beyaz gibidir kaleci olmak. Ya başarılısınızdır ya da başarısız… İşte o kalecilerden biri Mert Günok, Fenerbahçe altyapısından bu günlere gelen bir isim. 

Fenerbahçemizin başarılı eldiveni Mert Günok ile yaptığımız keyifli röportaj;

-Trabzonspor ve İstanbulspor’un kaleciliğini yapmış Mahir Günok’un oğlusun. Babanın da eski bir kaleci olması sana ne gibi yararlar sağladı?

 Babamın da eski bir kaleci olması bana mental ve psikolojik açıdan yarar sağlamıştır. Onun dışında teknik açıdan olan konularda babamın hocalarımıza olan saygı, sevgi ve güveni sonsuzdur. Bu yüzden teknik açıdan konuşmayız.

-Kaleciliği seçmende babanın da etkisi oldu mu?

 Hayır olmadı. Olaylar tamamen tesadüfen gelişti. 8-9 yaşlarımda bir gün Göztepe’deki bir halı sahada sabahları kendi kendimize spor yapardık. O zamanlar kalecilik yapıyordum zaten. Babam bana kaleci ol veya forvet ol diye bir şey söylemedi. 

“Halı sahadan bugünlere geldim”

-Fenerbahçe altyapısından yetiştiğini biliyoruz. Peki altyapıya nasıl geldin?

 Göztepe’deki bir halı sahada spor amaçlı antrenman yaparken o zamanlar Fenerbahçe 2000 Derneği’nin Başkanı Şevket Yılmaz halı sahanın yanındaki oto yıkamaya arabasını yıkatmaya gelmiş. Tabi benim boyun o zamanlar yaşıtlarıma göre yine uzundu. Bana ’gel seni Fenerbahçe’ye götüreyim’ dedi. Anne ve babamla görüştüm ve ’tamam’ dedim. 1 hafta spor okuluyla idmanlara çıktım daha sonra minik takımdan devam ettim. Bu şekilde devam etti.

-Fenerbahçe forması altında sahaya çıktığın ilk maç Antalyaspor maçıydı. O maçta neler hissettin?

 Forma giydiğim ilk resmi maçtı. Türkiye Kupası’nda gruplardan çıkmamız garantiydi. Antalya’da takımımız kamptaydı. Ben hocama oynamak istediğimi söyledim. Maçtan 1 gün önce ben oynamayacaktım normalde. Ancak maç günü Volkan ağabey yemeğe geldiğinde kasığında bir ağrı olduğunu söyledi ve maça 2 saat kala ben oynayacağımı öğrendim. Bir anda sahaya girmiş gibi oldum. O gün benim için çok heyecanlı geçmişti. Kupadan çıkmamız garanti olduğu için takım arkadaşlarım biraz daha rahat oynadılar. Bu durum bana yansıdı. Hatalı goller yemedim ama 4-3 yenilmiştik. 

-Fenerbahçe formasını taşımanın ne gibi zorlukları var?

 Bu kadar geniş taraftar kitlesine hitap etmek tabi ki kolay değil. Fenerbahçe’de oynadığınız için beklentiler en üst seviyede oluyor. Herkes hem Türkiye’de hem de Avrupa’da sizden çok iyi oynamanızı bekliyor. Bu yüzden sürekli iyi olmak zorundasınız. Herkes çok rahat eleştiri yapabiliyor. Kötü oynadığınız zaman 10 kişiden 9’u eleştiriyor, iyi oynadığınız zaman da aynı şekilde göğe çıkarıyorlar. Bence bu doğru bir şey değil. Eleştiriler tabi ki olacak ama kırıcı olmaması önemli. Ben kendi adıma zaten bu zorlukların üstesinden gelebileceğim için bu mesleği yapıyorum. 

 -İdolüm diyebileceğin birisi var mı?

 İdolüm diyebileceğim birisi yok ancak fiziki açıdan kendime yakın olduğu için Hollandalı Van Der Sar diyebilirim. Onu örnek alırım. 

-Geçen sene Türkiye Kupası’nda, zorlu maçlarda yaptığın kritik kurtarışlarla kupanın kazanılmasında büyük pay sahibi oldun. Kupayı kaldırdığında neler hissettin?

 Çok uzun süredir kazanılmayan bir kupaydı. Ben de oynayarak Fenerbahçe’ye katkıda bulunduğum için ayrı bir sevinç oldu. Benim küçüklükten beri hayalim Fenerbahçe’ye katkıda bulunup kupalar kazandırmaktı. Final maçında forma giyemesem de oraya kadar iyi bir performans göstermiş olduğumdan dolayı kendi açımdan çok mutluluk vericiydi. 

-Çok genç yaşta hem Fenerbahçe forması giydin hem de Milli Takım forması giydin. Buradan genç kaleci adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersin?

 Başta da söylediğim gibi babamın eski kaleci oluşu benim için çok büyük bir şanstı. Bana mental ve psikolojik açıdan gösterdiği destek çok önemliydi. Ben bu açıdan çok şanslıyım. Futbol hatalar oyunudur ancak kaleci hata yaptığı zaman gol oluyor. Kaleciliğin en nankör tarafı da bu aslında. Yaşı benden daha genç olan ve benimde geçtiğim yolardan şu an geçiyor olan kalecilere de tek tavsiyem hatalardan yılmamalarıdır. Eleştirilere açık olup çok çalışmalarıdır. 

-Şu an kariyerinin çok başındasın ama unutamadığın bir maç var mı?

 2 sene önce şampiyon olduğumuz sezonda oynadığım ve penaltı kurtardığım Trabzonspor maçını unutamam. Kurtardığım o penaltının etkisi sezon sonuna kadar sürdü hatta günümüzde de sürmekte. O maç benim hayatım boyunca unutamayacağım bir maçtır.

 “Beni en çok zorlayan Recep Niyaz”

-Birçok dünya yıldızıyla idmanlara çıkıyorsun. İdmanlarda seni en çok zorlayan oyuncu kim oluyor?

 İdmanlarda beni en çok Recep Niyaz’dır. Recep çok yetenekli bir arkadaşımız. Onu idmanlarda sürekli izleseniz çok yetenekli olduğunu anlarsınız. İnşallah daha da iyi olur ve iyi yerlere gelir. 

“Bizler inandık siz de inanın”

-Bu sene Fenerbahçe olarak ligde ve Avrupa’daki hedeflerinizden bahseder misin? Takım içerisinde bir hedef koydunuz mu ?

 Fenerbahçe’de oynadığımız için bulunduğumuz her ortamda şampiyonluk hedefimiz var. Takım arkadaşlarımız olarak bu sezona iyi başlamamış gibi görünüyor olabiliriz ama şu anda ligde en az gol yiyen takımız. Marsilya maçında son dakikada duran toptan bireysel hata sonucu yediğimiz bir gol var. Ancak bu durum medyada öyle lanse ediliyor ki sanki bir kaos ortamı yaratılmaya çalışılıyor. Kaybedilmiş hiçbir şey yok zaten yolun çok başındayız. Basın Fenerbahçe’nin üzerine o kadar çok geliyor ki hem futbolcular olarak hem hocalarımız olarak biz bunu hak etmiyoruz. Sezon başları hep böyle sıkıntılı olmuştur. Ancak şampiyon olduğumuz sene 17 maçta 16 galibiyet ve 1 beraberlik alıp nasıl hiç yenilmediysek bunu kimsenin unutmaması lazım. Bunu yapan bizleriz ve yine yapabilecek güç bizde var. Biz futbolcular olarak eleştirilere kulaklarımızı kapattık ve yeni hedeflerimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Son dönemde bir şanssızlık var üzerimizde. Toplar direklerden dönüyor, çizgiden çıkartılıyor. Ancak o patlamayı yapıp bu şanssızlığımızı kıracağımıza ben inanıyorum. 

“Hocalarımız olmasaydı silinip gitmiştik!”

-Eleştiriler her zaman olacaktır, Süper Kupa maçında oyuna girer girmez talihsiz bir gol yedin ve eleştirilerin hedefi oldun. Ama böylesine zorlu bir süreçten sonra kısa zamanda toparlandın. O an neler düşündün?

 Bu herkesin başına gelebilecek bir durumdur. Benim oradaki şanssızlığım oyuna ısınmadan girdiğimde ilk pozisyonda topa sahip olma isteğiyle topa çıkmam oldu. Oyunun başında başlasaydım belki de o topa hiç çıkmazdım. Birde bu maçlar çok göz önünde maçlar olduğu için bu kadar konuşuldu. Herhangi bir Anadolu kulübüyle oynasaydık belki de bu kadar konuşulmayacaktı. Bir de tabi yine medyanın baskısı vardı. Hatalarımın büyük maçlara denk gelmesi ve çok konuşulması benim şanssızlığımdı. Mili maçta da ters ayağıma kötü ve sert bir pas geldi, uzaklaştırmak isterken rakibin önünde kaldı ve gol oldu. Zamanında Volkan ağabey de çok hatalar yapmıştı. Ben özelikle kalecilikte şansa inananlardanım. Biraz da şans insanın yanında olmalı. Bu hatalar her zaman olur ama gol olduğunda konuşulmaya başlanır. Ben geçen sezon oynadığımız birçok Milli maçta iyi performanslar sergiledim. İnsanlar o zaman Volkan ağabeyden formayı alabileceğimi, onu zorlayabileceğimi söylüyorlardı. Sonra 1 maçta yaptığım hata ve hemen arkasından olan bir penaltı pozisyonu var ki, bence penaltı değildi, herkes yerden yere vurmaya başladı. Bunu yaparak genç oyuncuları kaybetmek çok kolaydır. O anlarda eğer hocalarımız bilinçli insanlar olmasalardı biz şu anda belki de silinip gitmiştik.

-Cefakar taraftarımız hiçbir zaman Fenerbahçe’yi yalnız bırakmıyor. Buradan Fenerbahçe taraftarına yollamak istediğin bir mesaj var mı?

 Özellikle geçen seneki süreçte Fenerbahçe’ye ne kadar sahip çıktıklarını herkese gösterdiler. Belki de onların bu desteği olmasaydı bugünlere gelinmezdi. İşler çok farklı boyutlara gidebilirdi çünkü hala kendini şampiyon ilan edenler var ortalıkta. Ben hem Başkanımızın hem de yöneticilerimizin bu davadan tamamı ile berat edeceklerine yürekten inanıyorum. Taraftarımız bize geçen sene nasıl destek verdiyse bu sene de destek vermeye devam ediyorlar. Biz onlardan sadece biraz sabırlı olmalarını istiyoruz. Biz bu işi şampiyon olduğumuz sezonun ikinci yarısında geriden gelip başardık. Geçtiğimiz sezon da aynı şekilde performans sergiledik. Daha ligin çok başındayız o yüzden bir kaybımız yok. Taraftarımızın her zaman olduğu gibi desteklerini sürdürmeye devam etsinler. Biz bu yolun sonunda hedeflerimize ulaşıp şampiyon olacağız. 

“Ayak tekniği üstün… Ayağı ile topa istediği gibi hükmeden nadir kalecilerden!..”

Alt Yapı’dan itibaren Fenerbahçe’nin kalesini koruyan Mert Günok’un bugünlere gelmesinde katkıda bulunan alt yapı hocası ve Fenerbahçemizin unutulmaz kalecisi Yavuz Şimşek, Mert için sorduğumuz soruları farklı bir bakış açısı ile değerlendirdi.  

- Yavuz Hocam, Mert’in Galatasaray ile oynadığımız Süper Kupa Maçı’nda, Volkan’ın sakatlanmasıyla kaleye geçtiği ilk dakikada yediği golü ve sonrasında yaşanan süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bu her kalecinin yaşayabileceği sendromdur. Önemli olan o hamlelerin alışkanlığını muhafaza etmesi golün sadece kale çizgisi üzerinden kurtarılmadığını vurgulaması. Parantez açarak şunları söyleyebilirim ki; (mert bunları bilir) Arkadaşın birebirse mücadelenin arasına girmeyeceksin, topun gelmesini beklemeyeceksin, Mert bunları yaptı. Bununda sebebi oyuna girer girmez bu pozisyonun olmasıydı. Burada önemli olan,  kalecilik adına oyunu kale dışında kabullenmesi. Genelde tribünleri  görüntünün cazibesi etkiler bundan yararlananlar oyunu süslemeyi  düşünürler, teknik yönüne hiç bakmazlar . Kale dışında yapılan müdahaleler basit olarak algılanır estetiği yoktur,  ama bir hamle sonrası neye varır ilgilenmezler.

Mert sağlam bir savunma ve hücum tekniğine sahip bir oyuncudur, çizgiye bağlı kalmaz tehlikeyi kaleden uzakta durdurmayı düşünür. Atlama uçma kaleciliğin doğasıdır ama tek başına gerçeği yansıtmaz sadece estetik görüntüdür ve aldatıcıdır.

Mert kötü geçirdiği maçtan sonra kendisini çabuk toparlaması,  kendi motivasyonunu çabuk sağlaması,  kalitesinin çok önemli bir göstergesidir. Ona buradan mesajım ise; Temenni etmem ama en az meslektaşlarının kullandığı krediye sahipsin ve hata yapmaktan korkmadan bildiğin doğruları sahaya yansıtman senin kalitende mevcuttur yolun açık olsun.  Allah sana kaleci şansı versin.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

86 − = 79

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Önceki yazıyı okuyun:
sow
Moussa Sow’dan Aziz Yıldırım açıklaması

Fenerbahçe'nin başarılı oyuncusu Moussa Sow Aziz Yıldırım'ın hakkında çıkan kararla ilgili açıklamalarda bulundu. Fenerbahçe ile şampiyon olmayı çok istiyorum. Çok...

fft104mm2325311
Fenerbahçe’de hareketli saatler!

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı reddetmesi üzerine Fenerbahçe Kulübü'nde hareketli saatler yaşanıyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı reddetmesi üzerine Aziz Yıldırım'ın avukatları...

Kapat